Marx, kapitalizmin işçi sağlığı konusundaki tutumunu, “Ölü emek (sermaye), canlı emeğin (üretici güç, işçi sınıfı) kanıyla beslenir” tümcesiyle tanımlıyor. Kapitalistler, işçi sınıfını sonu gelmez bir oburlukla sömürür. Çünkü kapitalistler için kâr her şeydir, işçiler ise değersizdir. Sömürü koşulları, işçi sınıfı mücadelesinin ivmesine göre artar ya da hafifler. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra, antisovyetizmin “kahraman” şövalyeleri, hep bir ağızdan kapitalizmin ebediliğinden, insanlığa getirdiği mutluluktan ve özgürlükten dem vurdular. Alın size mutluluk ve özgürlük! Madenlerde, tersanelerde, merdiven altı kot taşlama atölyelerinde üç kuruşa her türlü sosyal güvenceden mahrum bir şekilde mutlu mutlu çalışın! Madenlerde yerin yedi kat dibinde tanınmayacak halde cesediniz bulunsun, tersanede tonlarca ağırlıktaki blokların altında ezilerek ölün, merdiven altı atölyelerinde ciğeriniz tükenene kadar çalışın. Alın size özgürlük!
Devamını oku “Biz Başka Âlem İsteriz! / Zeynel Nihadioğlu*”
Tuzla’da ölümlerin ardı arkası kesilmiyor. En son kasım ayında Mahmut Altınöz ve Ercan Sanar’ın ölümüyle birlikte 2009′da 15 işçi tersanelerde hayatını kaybetti. Tuzla’nın 2009 bilançosunu Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü araştırma görevlisi, Tuzla Tersaneler Bölgesi İzleme ve İnceleme Komisyonu üyesi Aslı Odman’dan dinliyoruz.
Devamını oku “Aslı Odman ile Söyleşi ‘ Tuzla Tersaneleri’nde ölümler devam ediyor’ / Şahan Nuhoğlu”
Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde, çalıştığı geminin ambar kapağı üstüne düşen bir işçi daha hayatını kaybetti. Gemtiş Tersanesi’nde kaynak ustası olarak çalışan 43 yaşındaki Ercan Sancar , gemide onarım çalışmaları yaptığı sırada ambar kapağı üstüne düşerek hayatını kaybetti. Sancar’ın cesedi yapılan incelemenin ardından Tuzla Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Ve böylece 3 yılda tam 130 işçi hayatını kaybetti. Başlıkta kelime oyunu yaparak buz gibi gerçeği gözler önüne sermek istedim. Tuzla koskoca bir yara ve hiç kapanmıyor, hergün yeni ölümlerle kanıyor yaramız, devlet ise yaralarımıza tuz basmaya devam ediyor. Tersane patronları iyice yüzsüzleşip ‘gem’i azıya alarak, ölümlerden bizzat işçileri sorumlu tutuyor “Bu iş tekstil değil, işçi ölebileceğini bilmeli” buyuruyor patronlardan biri. Her türlü iş güvenliğinden mahrum bırakılan işçi ölebileceğini bilmesi gereken işçi, üç kuruş paraya çalışan işçi, “hırsızın“ hiç suçu yok yani…
Devamını oku “İnsanlık “Tuzla” Buz Oluyor! / M.Utku Şentürk”
Vahşi kapitalizmin dayattığı çalışma koşullarının hüküm sürdüğü Tuzla’da ölümler, çözüm vaatlerini ve duyarlılık gösterilerini her geçen gün daha fazla anlamsızlaştırarak, 128’e ulaştı. Ölen öldüğüyle kalıyor ve Tuzla’da güvencesiz, güvenliksiz çalışma koşulları sürüyor. Tersane işçisinin sabah çalışmak için çıktığı eve, akşama tabut içinde dönmesi artık sıradanlaştı. Daha fazla kâr elde etmek için harcanan olağanüstü “çabanın” bir gereği, bir bedeli olarak normalleştiriyorlar bu ölümleri.
Devamını oku “Tuzla’nın Partiye İhtiyacı Var / Zafer Aydın”
Tuzla tersanelerinde yaşananların birer iş kazasının ötesine geçtiği genel kabul görmüş, burada yaşananlar cinayet olarak değerlendirilmiştir. Aslında, Tuzla tersanelerinde yaşanan basit bir cinayet de değil, sistematik işlenen bir katliamdır. Sözlükler, cinayeti “adam öldürme” olarak tanımlıyor. Yani hayatınızda bir kişiyi öldürürseniz cinayet işlemiş oluyorsunuz. Bu nedenle olsa gerek birden fazla cinayet işleyene “seri katil” deniyor. Katliam ise “topluca öldürme, kırım” olarak tanımlanıyor; Tuzla tersanelerinde yaşananları daha iyi ifade ediyor. Bir mekan olarak Tuzla’da bugüne kadar yüzden fazla insan/işçi öldürülmüş ise, son “kaza”da kum ile yapılacak test, işçi ile yapılarak üç işçi daha öldürülmüşse, burada yaşananlar basit bir cinayet değildir; sözlüklerin tanımladığı anlamda bir katliamdır, işçi, insan kırımıdır.
Devamını oku “Tuzla İşçi Katliamı ve Katliamın Failleri / Yüksel Akkaya”