Nis 30 2010

Kangren Kola Sivilce Kremli Tedavi! / Ahmet Atalık*

Kategori: devlet, kapitalizmadmin @ 02:17

Bundan 30 yıl önce 1980 darbesi ile ortaya konan sömürge politikaları bizlere serbest piyasa ekonomisi, özel sektör-güzel sektör, rekabet, ucuza kaliteli tüketim, devlet basmacılık-inekçilik-sütçülük mü yapar söylemleri ile süslenerek anlatıldı. Gelinen noktada halkımızın et ihtiyacı son derece ilkel şartlarda kesilen hastalıklı at, eşek, katır, domuz etiyle karşılanıyor, Tarım ve Köyişleri Bakanı şirketleri spekülasyon yapmakla suçluyor, Başbakan ise çözüm olarak Et ve Balık Kurumu’nu kırmızı et ve canlı hayvan ithalatı ile görevlendiriyor. Hükümetin hayvancılık sektörünü yanlış yönetimi artarak devam ediyor! Cezasını üretici ve halkımız çekiyor. Ne yapıldı da bu günlere gelindi, bir bakalım.

Devamını oku “Kangren Kola Sivilce Kremli Tedavi! / Ahmet Atalık*”


Nis 30 2010

Et İthalatı Çözüm Değildir / Dr. Mehmet Alkan*

Kategori: devlet, kapitalizmadmin @ 02:15

TÜRK VETERİNER HEKİMLERİ BİRLİĞİ et ithalatı tartışmaları ile ilgili bir basın açıklaması yayınladı. Birlik yaptığı açıklamada son dönemde et fiyatlarının yükselmesinin engellenmesine yönelik olarak hayvan ithalatının gündeme getirilmesini eleştirdi. Açıklama şöyle:

Devamını oku “Et İthalatı Çözüm Değildir / Dr. Mehmet Alkan*”


Nis 16 2010

Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü’nde Trabzon’da Miting Var / Abdullah Aysu

Kategori: Abdullah Aysu, YAZARLARadmin @ 01:24

17 Nisan gününü yaşayanlar, tanıklık edenler şöyle anlatıyorlar: “Altamiro Ricardo da Silva biri başından diğeri bacağından iki kurşunla vurulmuş. Antonio Coast Days ise gırtlağından. Raymond Lopes Pear’a üç kurşun isabet etmiş. Bu kurşunların ikisi başına, biri göğsüne… Leonardo Baptist do Almeida’yı vuran kurşun bir tüfekten çıkmış. İki kurşunla vurulan Graciano Olimpo de Souza’nın kurşunların biri ensesinden diğeri göğsüne saplanmış. Jose Ribamar Alves de Souza iki kurşunla vurulmuş. Manoel Gomes de Souza ve diğerlerine kullanılan kurşunların hepsi kalbinden vurulan Lourival gibi ölümcül…”

Devamını oku “Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü’nde Trabzon’da Miting Var / Abdullah Aysu”


Mar 24 2010

Gecikmeli Olarak Dünya Su Aktörlerinin Su Günü’nü Kutluyorum! / Seda Özsoy*

Kategori: neoliberalizmadmin @ 02:49

Ülkelerin elde ettikleri krediler karşılığında küresel sermayeye kapılarını açmak zorunda olmaları ve bunun sonucunda yurttaşlarının hayatlarını da içinde bulunduran kayıplar vermeleri, bu aktörler için göz ardı edilebilecek niteliktedir

Devamını oku “Gecikmeli Olarak Dünya Su Aktörlerinin Su Günü’nü Kutluyorum! / Seda Özsoy*”


Şub 23 2010

Hükümet Köyleri Şirketlere ve Ağalara Açıyor! / Abdullah Aysu

Kategori: Abdullah Aysu, YAZARLARadmin @ 05:38

Yeni bir Köy Kanunu hazırlanıyor. Taslağı var. Taslakta diğer yasa taslaklarında olduğu gibi demokrasiyi çağrıştıran bir miktar kırıntılar içine serpiştirilmiş. Bu çağrışım ile çekilen perdenin ardında şirketlere yeni rant alanları açılıyor. Köylerin yaylak, kışlak çayır, harman yeri ve benzeri ortak kullanım alanları yeni Köy Kanunu taslağına göre satılabilecek.

Devamını oku “Hükümet Köyleri Şirketlere ve Ağalara Açıyor! / Abdullah Aysu”


Oca 07 2010

Tekel İşçilerinin Direnişi ve Halkın Ortak İnanışı / Abdullah Aysu

Kategori: Abdullah Aysu, YAZARLARadmin @ 01:05

“TEKEL devlet içinde devlettir. Satmayın ağalar, yapmayın paşalar” denilerek Meclis’e seslenildi. Tütün üreticisi köylüler, “TEKEL köylüye aş ve iş kapısıdır.”: TEKEL çalışanları, “TEKEL işçiye iş ve ekmek kapısıdır” dediler. Acak 57. Hükümet köylüyü de, işçiyi de dinlemedi. IMF’nin buyruğu ile TEKEL’in satışını kolaylaştıracak Tütün Yasası’nı muhalefetteki Saadet Partisi’ne karşı cansiperane bir mücadele vererek çıkarttı.

Devamını oku “Tekel İşçilerinin Direnişi ve Halkın Ortak İnanışı / Abdullah Aysu”


Ara 24 2009

Tekel İşçilerinin Direnişi / Engin Ünsal*

Kategori: devlet, kapitalizm, neoliberalizmadmin @ 04:38

AKP’nin inatla sürdürdüğü özelleştirme sürecinde, 218 kuruluştaki kamu hissesi, değerinin çok altında yerli ve yabancı sermayeye, ekonomik yarar ve çalışanların çıkarları korunmadan satılmıştır. Özelleştirme sadece ülkemize özgü bir ekonomik fenomen değildir. Başka ülkeler de bu uygulamayı yapmakta, ama çok özel koşullar altında bu devir sağlanmaktadır. Örneğin Almanya, özelleştirilmek istenen kuruluşa talip şirkete bazı önkoşullar dayatmakta ve “Bu işyerinin devrini sana yaptığım zaman şu kadar milyon Avro işletmenin yenilenmesi için harcayacaksın, şu kadar sene bu işletmeyi devredemeyeceksin ve emeklilik hakkı kazananlar dışında hiçbir işçiyi işten çıkarmayacaksın. Eğer bu koşullara devirden sonra uymazsan devrettiğim işletmeyi geri alırım ve ödediğin bedeli de hazineye gelir kaydederim” demektedir. Özelleştirme bu koşullarla yapılırsa hem ekonomiye yarar hem de çalışanlara iş güvencesi sağlanmış olur. Bizde yapılan özelleştirmeler akıl almaz bir biçimde ne ülkenin ekonomik çıkarı ne de çalışanların kazanılmış hakları gözetilerek yapıldığından hem ekonomi hem de çalışanlar büyük zarar görmektedir. Tekel özelleştirmesinin topluma verdiği inanılmaz zarar, çalışanları ve toplumu bir patlamanın eşiğine kadar getirmiştir.

Devamını oku “Tekel İşçilerinin Direnişi / Engin Ünsal*”


Ara 24 2009

Tekel İşçileriyle Dayanış-mayalım; Güvencesizleştirmeye Karşı Ortak Mücadele Edelim! / Sevinç Hocaoğulları*

Kategori: devlet, kapitalizm, neoliberalizmadmin @ 04:35

Tekel’in özelleştirilmesi sonucu kapatılan işyerlerinde çalışan 12 bin işçi, başka kamu kuruluşlarına özlük haklarıyla nakledilme talebiyle 8 gündür eylemde. AKP hükümeti, kapatılan işyerlerinde çalışan işçileri 4-c geçici işçi statüsüne geçirerek 10 aylık sözleşmelerle ve düşük ücretle çalıştırmayı planlıyor. Tekel işçileri bugüne kadar özeleştirme yoluyla veya kamusal hizmetlerin sunumunun piyasalaştırılmasıyla taşeron, 4-b, 4-c statüleriyle güvencesizleştirilen işçi ve memurlarla aynı kaderi paylaşmaya zorlanıyor, işçilerse bu durumu kabul etmiyor, direniyor.

Devamını oku “Tekel İşçileriyle Dayanış-mayalım; Güvencesizleştirmeye Karşı Ortak Mücadele Edelim! / Sevinç Hocaoğulları*”


Ara 24 2009

Tarımda Özelleştirme ve TEKEL’ in Sonu… / Ali Ekber Yıldırım

Kategori: devlet, kapitalizm, neoliberalizmadmin @ 04:29

Türkiye’de özelleştirme furyası 1986′da başladı. Tarım alanında faaliyet gösteren devlet kuruluşlarının özelleştirilmesine ise, 1992 yılında başlandı. Faaliyet gösterdikleri bölgelerde yörenin öncü kuruluşları olan et kombinaları,süt fabrikaları,yem fabrikaları bir bir satıldı. Bu satıştan devlet ne kazandı? Tarım kesimi nasıl etkilendi? Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Ekonomi Araştırma Enstitüsü’nün yaptırdığı “Türkiye’de Özelleştirme Uygulamalarının Tarım Kesimine Etkilerinin Değerlendirilmesi” araştırması, çarpıcı sonuçlar ortaya çıkardı.

Devamını oku “Tarımda Özelleştirme ve TEKEL’ in Sonu… / Ali Ekber Yıldırım”


Ara 12 2009

Naomi Klein ile Röportaj: ‘Zengin Ülkeler Niçin Tazminat Ödemeli?’ / Amy Goodman

Kategori: Naomi Klein, YAZARLAR, kapitalizmadmin @ 04:11

Amy Goodman: Çok satan “Shock Doctrine” kitabının yazarı Naomi Klein’e dönüyoruz. Evet, bağımsız gazeteci Naomi Klein son ekonomik sarsıntılar ve sadece iki hafta sonra Kopenhag’da toplanacak ve iklim adaleti için küresel hareketin bir araya gelmesi anlamında olan iklim zirvesi hakkında konuşmak üzere bize Toronto’dan (Kanada) katılıyor. Klein’in uluslararası düzeyde çok satan kitabı “No Logo”nun yayınlanmasının üzerinden 10 yıl geçti. Son makalelerinden Rolling Stone dergisindeki “Climate Rage” (İklim Öfkesi, ç.n.) ve The Nation’da yayınlananı ise “Copenhagen, Seattle Grows Up” başlıklarını taşıyor. Naomi Klein, Democracy Now!’a* hoşgeldiniz. İklim değişimi sorunu ve sizin buna bakışınızla başlayalım. Ne olduğunu bize anlatır mısınız?

Naomi Klein:
Rolling Stone kısmında iklim borcunun ödenmesine dair giderek yükselen talep üzerinde duruluyor. Bu, iklim krizine dair gerçekten yeni bir çerçeve ve talep ağırlıklı olarak Bolivya ve diğer Latin Amerika ülkelerinin öncülük ettiği gelişmekte olan ülkelerden geliyor, buna daha çok Afrika’da bulunan en az gelişmiş ülkeler koalisyonundan da katılım oluyor. Ve onların da aslında söylediği bizim bildiğimiz gibi iklim krizinin sanayileşmiş ülkeler tarafından yaratıldığı. Sanayileşme (bizim gelişme dediğimiz) ile karbon emisyonları arasında doğrudan bir bağıntı var. Aslında tarihten beri karbon emisyonlarının yüzde 75’i dünya nüfusunun yüzde 20’si tarafından üretilmiş durumda. Bu nedenle iklim değişiminin etkilerinin ağırlıklı olarak gelişmekte olan ülkelerde, yani krizin yaratılmasından en az sorumlu olan bölümlerde hissedilmesi gibi acımasız bir coğrafi ironi var önümüzde. Dünya Bankası’na göre iklim değişiminin yarattığı etkilerden 75-80’i gelişmekte olan ülkelerde hissediliyor. Sonuç olarak elde neden ile sonuç arasında ters bir ilişki var.

Devamını oku “Naomi Klein ile Röportaj: ‘Zengin Ülkeler Niçin Tazminat Ödemeli?’ / Amy Goodman”


Sonraki sayfa »