Che’nin sekseninci doğum yıldönümünü anmanın en iyi yollarından biri, onun daha az bilinen ya da en fazla ihmal edilen yönlerini, Marksist düşüncenin yeniden yaratıcısı olarak, Marksizm’in Latin Amerika’da uygulanması konusundaki rolünün önemini yeniden açığa çıkarmak olmalı. Biraz, yenilmişliği, cömertliği, aynı zamanda asilliği, en fazla da cesareti ve “Kahraman gerilla” olarak elde ettiği şöhreti nedeniyle onun bu yönlerinin ihmal edilmesi, bilgisizlik ya da kayıtsızlıkla açıklanabilir.
Devamını oku “Che ve Marksizm’in Yeniden Üretimi / Atilio A. Boron*”
‘Devrimi Yeniden Düşünmek’ başlığını taşıyan yazınızda, “… eleştirel-devrimci bir teori olması gereken marksist teorinin başına gelenler ibret vericiydi. Teori önce donduruldu, şeyleştirildi, reifiye bilgi haline getirildi, eleştirel-bilimsel özü aşındırıldı ve giderek bürokratik yozlaşmaya uğramış işçi örgütlerinin, sol-sosyalist-komünist partilerin, daha sonra sosyalist denilen ama adından başka sosyalizmle ilgisi olmayan rejimlerin meşrulaştırıcı resmi ideolojisi haline getirildi” diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?
Teori eleştirelse teoridir, eleştirdiği için, eleştirebildiği için teoridir. İdeoloji gerçeğin üstünü örtmek, anlaşılmasını engellemek, velhasıl teorileştirilmesini, anlaşılabilirliğini engellemek içindir. Teorinin önü açıktır, eleştiriye dayanır ve eleştiriyle yol alır. Oysa ideoloji tartışmayı yasaklar. Verili durumu esas alır ve ona itaati vâzeder… Başka türlü ifade edersek, ideoloji anti-teoridir. Marksizm esas itibariyle eleştirel bir teoridir. Düşünmek eleştirmektir. Biliyorsunuz Fransız filozofu Alain, “düşünmek hayır demeyi bilmektir” diyordu. Etimolojik kökeni Kadim Grekçe theorien olan teori, bakmak, gözlemek, incelemek… demek. Anlamanın yolu radikal eleştiriden geçer, eleştiri yoksa anlama diye bir şey, dolayısıyla teori de yoktur.
Devamını oku “Fikret Başkaya ile Röportaj: ‘Marksizm Bir İdeoloji Değil Teoridir…’ / Merdan Özüdoğru”
Her sene İngiltere İşçi Partisinin düzenlediği Marksizm toplantılarında dün savaş karşıtı harekete ilişkin iki toplantı oldu. Birincisi Tarık Ali’nin konuştuğu toplantiydi.Toplantının başlığı “Amerikan İmparatorluğu krizde, Obama evinde ve dışarda” idi. Tarık Ali konuşması boyunca savaş karşıtı hareketin önemine ve devam etmesi gerektiğine vurgu yaptı. Konuşmasında :“Obama’dan bir şeyler bekleyenler yanılırlar. Aşağıdan kitlesel bir hareket olmadan, yukarıdan değişiklik gelmez. Siyah bir başkanın seçilmesi siyahlara karşı bu kadar ayrımcılığın olduğu bir ülkede önemli ama yeterli değil. Obama’nin ilk altı ayı bunu gösterdi. Ne içerde ne dışarda somut bir kazanım elde edemedik.
Devamını oku “Marxism 2009: Savaş Karşıtı Toplantılar / Yıldız Önen”
Ulus, ulusal sorun, ulusal kurtuluş, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı (UKKTH), sosyalist solda sürekli tartışılan ve bizce bir türlü aşılamayan/anlaşılamayan kavramlar olarak yer etmişlerdir. Ulusal sorun ve UKKTH Marksist klasik metinlerde yoğun tartışmalara/anlaşmazlıklara neden olurken Türkiye sosyalist hareketinin bu konulardaki ezberi Marksizm’in dogma olmayan ve basma kalıp formülasyonlar silsilesinden oluşmayan; pratiğiyle, sorgulayan (somut koşulların somut analizini yapan) teorisiyle tezat bir durum oluşturmaktadır.
*Tersane işçisi
**Eğitim emekçisi
Devamını oku “Marksizm’in Aşil Topuğu: Ulusal Sorun -Cem Kodas* & Sevim Taner**”
Soldaki tartışma sürecinde “Marksizm yenilenebilir mi, yenilenemez mi?” sorusu ortaya çıktı. Günümüzdeki tartışmalarda Marksizm’in hemen hemen bütün “temel ilkelerine” eleştirel yaklaşılması, şu sorunun gündeme gelmesine yol açıyor: “Dogmatizmden arındırıldığında Marksizm’den geriye ne kalıyor?” Ya da şu soru akla geliyor: “Yaşadığımız çağ dönümünde, Yeni Çağ’ın sona ermesiyle birlikte Marksizm de tükenmiş midir?” Tartışmalarda, “Marksizm artık yenilenemez” görüşünün karşısında, “Marksizm değişime ve gelişime açıktır, yaratıcı bir çalışmayla yenilenebilir” görüşü savunuluyor.
Devamını oku “Marks’dan Değil “Marksizm”den Kurtulmalıyız / Zülfü Dicleli”