Korku bugün, dünyanın büyük bir bölümünde en yaygın kamusal duygu. Bu korku irrasyonel olmasa da beklenen tehlikelerle akıllıca mücadele etmenin yolunu göstermiyor. Korkunun işleyişi, yakın geçmişteki iki dikkate değer olay üzerinden anlaşılabilir. İlki, 6 Mayıs’ta New York borsasında değerlerin dibe vurmasıydı. Sadece birkaç dakika sürdü ve herkesi hayrete düşürdü. İkincisi ise, Atina’da 3 ölüme yol açan ve süregelen ayaklanmalardı.
Devamını oku “Korkunun anatomisi / Immanuel Wallerstein”
Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz haftasonu Yunanistan’ı ziyaret ettiğinde muadili Yorgos Papandreu’ya “biz acı ilacı içtik, siz de içmelisiniz” demiş. Yakışır! İktidarda olduğu yedi buçuk yıl boyunca kapitalist sınıfın çıkarlarına şevkle hizmet eden, Türkiye’nin 12 Eylül’den bu yana yaşadığı özelleştirmelerin dörtte üçünü gerçekleştiren, çalışmanın esnekleştirilmesi yolunda önemli mesafe kat eden, yüzde 15 işsizliğe rağmen istihdamı artırıcı hiçbir politika uygulamayan, Tuzla’da ve başka yerlerde iş cinayetlerini seyreden, asgari ücreti sefalet düzeyinde süründüren, memurlara her yıl simit parası kadar zam veren, özel istihdam büroları hakkındaki yasayla neredeyse köle ticaretini hazırlamakta olan, polisini 1 Mayıs kortejlerine ve Tekel işçilerine saldırtan, kısacası işçi sınıfı düşmanı bir politika izleyen Erdoğan’ın Yunanistan başbakanına “halkınızın kemerlerini iyice bir sıkın” diye akıl vermesi yakışır. Erdoğan, işçileri aç bırakmayı iyi bilir! Keşke hazır gitmişken Atina’da kalıp Papandreu’nun danışmanı olarak görev üstlenseydi de hiç olmazsa biz kurtulsaydık! Ama Yunan kardeşlerimize haksızlık olurdu!
Devamını oku “Acropolis now! / Sungur Savran”
İ James Galbraith çok ünlü bir diğer iktisatçının, John Kenneth Galbraith’in oğludur. Amerika’daki sol kanat Keynes’çi iktisatçılardan biridir. Son kriz, egemen serbest piyasacı iktisadın, toplumu kavramada yetersiz, ekonomiyi yönlendirmede işe yaramaz olduğunu ortaya koyunca, Galbraith fırsatı kaçırmıyor ve saldırıya geçiyor:
Devamını oku ““Çürüyen Kapitalizm” Eleştirileri / Korkut Boratav”
Atina 5 Mayıs’ta, 1976’dan bu yana gerçekleşen en büyük işçi gösterisine sahne oldu. Kent merkezinin bütün caddeleri, IMF-AB-Yunan hükümeti kemer sıkma planını protesto eden yüz binlerce işçiyle doldu taştı. Kalabalığın kaç kişi olduğuna ilişkin net bir sayı vermek imkansız. 150 binden başlayıp 500 bine kadar çıkan tahminler söz konusu. Protestocuların kaç kişi olduğuna ilişkin kesin sayı ne olursa olsun, bu gösterinin emekçi halkın gücünü ortaya koyan inanılmaz bir gösteri olduğuna şüphe yok. Aynı zamanda, Yunanistan çapında onlarca kentte oldukça kitlesel eylemler düzenlendi.
Devamını oku “Trajedi, Toplumsal Patlama, Baskı, IMF: Yunanistan Karanlığa Doğru / Yannis Almpanis*”
Borç, bulaşıcılık, borsa ve Büyük Buhran (‘Great Depression’). Bunlar geçen haftanın gündemini oluşturdu. “Yunanistan’ın krizi”nin, aslında yerel değil, küresel bir olgu olduğunu herkese kanıtladı. Dünyanın en büyük bono fonunun CEO’su El-Erian’a göre “Krizi ülkeden bölgesel, oradan da küresel düzeye taşıyan mekanizma borçlardı” (CNBC, 06/05).
Devamını oku “‘B’ ile başlayan sözcükler / Ergin Yıldızoğlu”
Rekor sayıda ABD vatandaşı geçinebilmek için mücadele ederken, bunun yanında birçok büyük şirket rekor kırıcı düzeyde kâr elde etmiş ve şirket CEO’ları da rekor düzeyde prim kazanmışlardır. Peki, bu işi nasıl başardılar? Biz nasıl bu aşamaya geldik? Ekonomik Elitler, geçirdiğimiz birkaç (10) yıldan beri Birleşik Devletler çalışanları üzerine saldırıya başladılar. 1970’li yıllarda bu saldırıların yoğunluğunda artış olmuştu. Ortalama bir emekçinin kazandığı 1,- $ karşılığında CEO’lar ise 25,- $ kazandılar. Teknolojide meydana gelen gelişmelerden dolayı 1970 -2000 yılları arasındaki dönemde üretim ve elde edilen kazanç düzeyinde patlamalar meydana gelmiştir.
Devamını oku “Amerikan Kâbusu: Ekonomik Elitler Amerikan Halkına Savaş Açtılar / David DeGraw*”
Avrupa bütünleşmeye doğru uzun yola çıkalıberi, buna karşı çıkanlar hiç eksik olmadı. Bunu mümkün görmeyen birçokları oldu. Bunu arzu etmeyen de birçok kişi vardı. Yine de, 1945’ten beri aldığı bu uzun ve dolambaçlı yolda, birlik projesi dikkate değer bir ilerleme kaydetti. Ne de olsa, Avrupa, İkinci Dünya Savaşı’na da yol açmış 500 yıllık bir milliyetçi çatışma ile bölünmüş durumda. İntikam baskın duygu olarak kalmış gibi görünüyor. 2010 itibariyle AB, 16 ülkede ortak bir para birimini, Euro’yu kullanıyor. Vizesiz serbest dolaşıma izin veren Schengen bölgesi ise 25 ülkeyi içeriyor. Merkezi bir bürokrasisi, insan hakları mahkemesi var ve ortak bir başkan ve dışişleri bakanı sahip olma yolunda.
Devamını oku “Avrupa Çöküyor mu? / Immanuel Wallerstein”
Yunanistan’da yaşananlar, kapitalistler ve onun temsilcileri tarafından kaygı ve korkuyla izleniyor. Korku ve kaygıların iki nedeninden birincisi Yunanistan’dan başlayan krizin Euro bölgesi’ndeki diğer ülkelere de yayılması ve oradan da tüm dünyada kapitalist ekonomileri tehdit etmesidir. İspanya ve Portekiz ekonomileri başta olmak üzere birçok ülkeden gelen olumsuz haberler, bu kaygıları daha da artırmaktadır. Hele ki küresel krizin atlatıldığı ve kapitalizmin dimdik ayakta olduğuna dair iddialar henüz dillendirilmişken, Yunanistan’dan başlayan yeni kriz tehdidi kapitalist sistemdeki yarılamayı iyiden iyiye açığa çıkartmıştır.
Devamını oku “Komşunun Direnişi ve Biz… / Özgür Müftüoğlu”
Prof. Dr. Erinç Yeldan’la krizin Türkiye’ye ve emekçilere etkileri, hükümet ve sermaye çevrelerinin toparlanma iddialarının ne anlama geldiği, “Ayşe teyze” miti, “vatandaşlık ücreti” önerileri üzerine konuştuk. Yeldan, teknik hilelerle krizin emekçilere maliyetinin gizlenmeye çalışıldığını ve yaşanan “toparlanma”nın emeğin güvencesizleştirilmesi, ücretlerinin düşürülmesi ve sosyal haklarının gasp edilmesi pahasına gerçekleştiğini belirtiyor. Emekçilerin taleplerinin, bugünkü koşullarda olanaklı görünenlere sınırlı tutulmasının düzeniçi ve yanlış bir eğilim olduğunu berliten Yeldan, aksine tam istihdam gibi kapitalizm içinde karşılanması mümkün olmayan taleplerin savunulması gerektiğini vurguluyor.
Devamını oku “Erinç Yeldan ile Röportaj: “Ekonomi” Emeği Güvencesizleştirerek “Toparlanıyor” / Engin Duran”
Kuşkusuz ki, hepimizin birçok konuda farklı düşünceleri vardır. Ancak, kurucu babalarımızın bizden önce yaptıkları gibi farklılıklarımızı bir tarafa bırakıp ortak bir düşmana karşı mücadele etmek için birlik olmamız gerekir. Devletimizin bünyesini oluşturan üç erki ile birlikte Cumhuriyetçi ve Demokrat Partileri, düzenli olarak yaşam tarzımızda tahribat yapan Ekonomik Elit sınıfı tarafından, şimdilerde artık kritik kitlesel öneme haiz olarak, tek elde toplandığı belirginleşmiştir. Birleşik Devletler ekonomisi, devletin icraatı ve vergi sistemi bariz bir şekilde bize karşı acımasız olmaktadır.
Devamını oku “Ekonomik Terörizm”: Sonuçları Kitlesel İşsizlik ve Sefalet / David DeGraw”