İsrail’in Mavi Marmara gemisine yaptığı baskının etkileri Türkiye’de tüm şiddetiyle sürüyor.Türkiye-İsrail ilişkilerinin nereye gideceği dünya medyasının gündeminde. Batı basını Erdoğan ve AKP’nin Türkiye’yi Batı’dan kopararak ülkeye eksen kaydırdığını iddia ederken Erdoğan iddialara sert çıkıyor. Diğer taraftan Kürt sorunu da ülkenin en önemli meselesi olmaya devam ediyor. Silahların yeniden konuşması, can kayıplarını yeniden arttırdı. Ancak medya sorunu tartışmak ve çözüme odaklanmak yerine milliyetçi histeriyi kışkırtmayı öne çıkaran bir yaklaşım sergiliyor. Bu da sorunu içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Türkiye’nin gündemini sosyalist aktivist, yazar, 68 kuşağının önde gelen gençlik lideri Ertuğrul Kürkçü ile konuştuk.
Devamını oku “Ertuğrul Kürkçü ile Röportaj: “Açılım PKK’yi Tasfiye Girişimiydi” / Erdal Er”
Başbakanın tahminlerinin hepsi gerçekleşiyor. Her zaman bütün dünyanın bize karşı olduğunu söylerdi, şimdi haklı. Başbakana şapka çıkarma vakti geliyor. Benjamin Netanyahu’nun tahminleri kesin ispatlandı ve kehanetleri gözlerimizin tam önünde gerçekleşiyor. Şimdi hükümetimize öngörü sahibi bir adamın, gelecekten haber veren bir devlet adamının önderlik ettiğini gururla ilan edebiliriz. Onun en büyük eleştiricileri dahi bunu inkâr edemez; gerçekler kendilerini anlatıyor.
Devamını oku “Netanyahu Haklı / Gideon Levy”
Türkiye ve dünya dün sabah İsrail şokuyla uyandı. Yardım konvoyuna saldıran İsrail, rakamları bir türlü netleşmeyen sayı da insanın yaşamına kastetti. En hafif deyimle dün gece yaşananlar bir İsrail katliamdır ve insanlık trajedisidir. Bunu tartışmaya bile gerek yok.
Devamını oku “İsrail Vahşetinde Türkiye İzi Var / Yüksel Genç”
İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere yaptığı operasyon sonucu 10’a yakın insan yaşamını yitirdi. Dünya’da ciddi bir etki yaratan ve ayın zamanda tepkiye dönüşen uluslararası karasularda yapılan askeri operasyon çok boyutludur. Sıradan yapılan bir saldırı olmayıp, esasen bölgedeki güç denemesiyle ilişkilidir. İsrail’in, bugün kendi toprakları olarak gördüğü yerlerin önemli bir kesimi Filistinlilere aittir. İlhakçı bir güç olarak varlık nedenini, Filistin topraklarındaki işgalci konumu sürdürmek ve uluslararası alanda meşru göstermek istiyor. ABD ve İngiltere’nin desteğini alarak, bu pozisyonunu uzun yıllar sürdürdü. Filistinlilere yönelik hemen her dönem katliam uyguladı.
Devamını oku “İsrail’in Yardım Gemilerine Askeri Operasyonu / Dr. Mustafa Peköz”
ABD ile İsrail arasında, alışılagelmişin ötesinde bir sertlikle tırmanmakta olan tartışmaları izlerken, Umberto Eco’nun ‘Gülün Adı’ isimli yapıtının girişindeki kayıp atla ilgili bölümü anımsadım. Fransisken mezhebinden rahip William Baskerwille, manastıra gelirken yolda rastladığı, ama henüz bir anlam ifade etmeyen kimi gözlemleri, son anda elde ettiği bir veriyle birleştirerek manastırın başrahibinin kayıp atı hakkında şaşırtıcı bir çözümleme sergiler. Ben Baskerwille kadar akıllı biri değilim. Bu yüzden Ortadoğu üzerine şaşırtıcı bir resim sunabileceğimi sanmıyorum. Ama ABD Devlet Başkanı Yardımcısı Biden’ın İsrail ziyareti sırasında yaşananların üzerine, Beyaz Saray ve State Department’in kullandığı dil, özellikle “mahkûm etmek” sözcüğü, bana bir süredir yeni bir Ortadoğu’nun şekillenmiş olduğunu düşündürdü…
Devamını oku “Bir ‘Yeni Ortadoğu’ mu? / Ergin Yıldızoğlu”
Uluslararası Melbourne Festivali’nin bir bölümünün İsrail devleti tarafından finanse edildiğini öğrenip “Looking for Eric” adlı filmimizi festivalden çekmeye karar verdiğimizde festival yöneticisi Richard Moore’a bu kararımızı açıklayan bir bildiri gönderdik. Maalesef, bu durum sözlerimizin saptırılmasına neden oldu ve geçtiğimiz hafta Guardian’da “Comment is free” bölümünde “bir sinemacının kişisel siyasi seçiminin bir festivalin lanetlenmesine neden olması… festivallerin temsil ettiği şeye aykırıdır” ve “Loach’ın gerekçeleri kabul edilemezdir” şeklinde ifade bulan yaklaşımla karşılaştık.
Devamını oku “‘İsrail’e Boykot’ Çağrısını Neden Destekliyoruz? / Ken Loach*”
2006 yılında Lübnan-İsrail sınırında ateşkes ilan edildiğinde hiç kimse –bir an için bile olsa– bunun Hizbullah’la İsrail arasındaki çatışmanın sonu olduğuna inanmamıştı. Tüm bunların ardından, 2006’da İsrail’in hedeflediği hiçbir şey gerçekleşmemişti: İsrail Savunma Kuvvetleri askerleri halen Lübnan’da esir durumundaydı; Hizbullah ise yok olmak ya da zayıflamak bir yana, İsrail ordusunun da teslim ettiği gibi, aksine öncekine nazaran savaştan çok daha kuvvetli çıkmıştı. Siyonist devletin ardında yatan ideolojiyi bilmeyen bir kişi 2006 yılının Tel Aviv için neden bu kadar büyük bir sorun teşkil ettiğini anlamayacaktır. İsrailliler Arapları “yenememiş” olmayı kaldıramamıştır.
Devamını oku “İsrail’in Savaş Davulları 2010 / Sami Mubayed*”
Sonuçları bu kadar trajik olmasıydı, İsrail’in ikiyüzlülüğü komik olabilirdi. Bu günlerde İsrail medyası ve onun ABD medyasındaki güçlü dostları İsrail’in uzaklardaki, depremin vurduğu Haiti adasındaki üstlendiği soylu yardım ve kurtarma misyonu ile ilgili gürültü koparıyorlar. Şüphesiz ki; Haiti’yi vuran felaket gerçekten akıllara durgunluk verici nitelikte ve korkunç. Adanın uğradığı çok yönlü yıkım kelimelerin de ötesinde. Bu belki de dünyamızın sonu gibi bir şey. Ve herhangi bir kişi, bu korkunç insanlık trajedisinden bir siyasi çıkış noktası oluşturulmasından nefret edebilir. Ancak Haiti’de İsrail’in sergilediği ikiyüzlülükle karşılaştığınızda kendinizi tutamazsınız.
Devamını oku “Haiti’deki İsrail İkiyüzlülüğü / Aijaz Zaka Syed”
‘Filistin için İsrail’e Karşı Boykot Girişimi’, İsrail’in Gazze’ye yönelik büyük saldırısının yıldönümüne denk gelen 27 Aralık günü İstiklal Caddesi’nde düzenlenen bir yürüyüşün ardından Türkiye-İsrail ikili ilişkilerinin hedef alındığı Boykot kampanyasını ilan etti. Çok sayıda ilerici emek örgütü ve siyasi yapının bir araya gelmesiyle oluşan ve önümüzdeki dönemde yeni katılımlarla genişlemesi beklenen Girişim, Filistin için İsrail saldırganlığına karşı somut, sürekli ve etkili bir mücadele çizgisi oluşturmayı hedefliyor. Aşağıdaki deklerasyon metni kampanyanın hangi ihtiyaçtan hareketle ve nasıl başladığını ve Türkiye’ye nasıl taşınacağını özetliyor.
Devamını oku “Filistin İçin İsrail’e Karşı Boykot!”
Ermenistan’la tarihsel bir protokol imzalanıyor. İsrail’le kriz derinleşiyor, Suriye ile “stratejik ortaklık” gündeme geliyor. Batı’nın baskılarına karşı, İran’ın nükleer programı savunuluyor, “bölgede Türkiye, İran, Suriye ekseni mi oluşuyor” diye soranlar artıyor. Kuzey Irak Kürt yönetimiyle oluşturulan karşılıklı anlayış, PKK kamplarından Türkiye’ye geri dönüş… Türkiye’nin dış politika alanında Prof. Davutoğlu önderliğinde bir atılım yaptığı kesin.
Devamını oku “Türkiye’nin Dış Politika Atılımlarını Düşünürken…/ Ergin Yıldızoğlu”