İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, “terör örgütü propagandası” yaptıkları gerekçesiyle İrfan Aktan’ı bir yıl üç ay hapse, Express dergisini ise 16 bin TL para cezasına mahkum etti. Pek çok gazetecinin temel haklarını kısıtlayan, çoğunlukla bağımsız ve yerel yayınları hedef alan bu cezalar, aslında haber alma özgürlüğümüzü engellemek suretiyle bizlere veriliyor.
Devamını oku “TMK Mağduru Gazeteci / Ceren Sözeri*”
Geçenlerde katıldığım bir anayasa toplantısında anayasaya muhalif kesimden bir hukuk profesörü, 12 Eylül’le hesaplaşmanın, 1982 Anayasası’nın darbecilerin dokunulmazlığını garanti eden 15. maddenin kaldırılmasıyla mümkün olamayacağını anlatırken, konuşmasını kendi yaşantısından bir örnekle zenginleştirme yoluna gitti. Seksende, İstanbul Üniversitesi’nde asistanken, askerlerin gelip, üniversiteden atılacak öğretim üyelerinin listesini verdiklerini, ancak bu üniversite hocalarını görevden uzaklaştıranın askerler değil rektör olduğunu canlı bir biçimde anlatan hukukçu; binlerce kamu görevlisinin de yer aldığı bir sorumluk alanını işaret ediyordu.
Devamını oku “AKP’nin 12 Eylül Anayasası / Ayşegül Devecioğlu”
Birleşik Halk Hareketi ve Sosyal Demokrat Parti Lideri Almazbek Atambayev iki hafta önce verdiği demeçte ülkenin artık bir “kara delik” olduğunu ifade etmişti. Üç gündür süren olaylar neticesinde Atambayev’in, Ata-Meken (Anayurt) Sosyal Demokrat Parti lideri Ömürbek Tekebayev ile birlikte başını çektikleri muhalefet ile devlet başkanı Kurmanbek Bakiyev arasındaki iktidar mücadelesi bu kendisini doğrulayan kehaneti tam bir gerçeğe dönüştürdü.
Devamını oku “Kırgızistan: Lale Devri ve Lale Devrimleri Arasında / Hakan Güneş*”
1 ve 2 Nisan günlerinde TEKEL işçilerinin maruz kaldığı polis baskısı AKP hükümetinin emekçilere olan tahammülsüzlüğünü bir kez daha göstermiştir. Sadece üye oldukları konfederasyon önünde bir gece kalmak ve bir basın açıklaması yaparak dağılmak niyetindeki işçiler, daha Ankara girişinde engellemiş, engellemeler Sakarya Meydanı’nda da devam etmiştir.
Devamını oku “AKP’nin İşçi Korkusu, “Demokrasi” Aldatmacasını Açık Etti…! / Özgür Müftüoğlu*”
İsmailağa tarikatını ve Fethullah Gülen cemaatini soruşturan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in hukuk ve yürürlükteki yasa hükümlerinin açıkça ve büyük bir kabalıkla çiğnenerek tutuklanması, Türkiye’nin içinden geçtiği tarihsel dönemecin niteliğini net şekilde ortaya koyması bakımından büyük önem taşıyor.
Devamını oku “Savcı Cihaner’in Tutuklanması Gerici Darbenin Altın Vuruşudur / Merdan Yanardağ”
Seçmenin yüzde 26’sıyla Meclis’in yüzde 66’sı kapatılabiliyor; oyların yüzde 45’i, seçmenin de yüzde 60’ı Meclis’e yansımayabiliyor: Hepsi yüzde 10 barajının cilveleri. Ne ön seçim, ne de tercihli liste; parti lideri nihaî tek seçici; tek ilke ise, lidere biad/itaat; zira, milletvekili dokunulmazlığı büyük imtiyaz: Elde etmek/elden kaçırmamak için çok şey verilir. Hele parti yeterli çoğunluğa sahipse, lider artık bir monark: Hangi yasa çıkartılıp, devletin/meclisin başına kim getirilecek, her şey iki dudağının arasında. Eğer bu, ‘seçilmişlerin demokratik iktidarı’ ise, “daha fazla demokrasi” diyenin kastettiği de olsa olsa daha fazla monarşi/otokrasi olabilir.
Devamını oku “Milli Makiye Açılımı* / Kadir Cangızbay**”
Millî birlik ve bütünlüğün, yeterli değil ama zorunlu koşulu, milletin bütün fertlerinin eşit vatandaşlık haklarından yararlanmasını sağlamak, bu hakları kullanması karşısındaki engelleri kaldırmaktır; zira, milletin molekülü vatandaştır. Bir vatandaşlık hakkı olarak kullandığı oy, seçim barajı yüzünden fiilen geçersiz kılınan kişi, aslında o an itibariyle vatandaşlıktan düşürülmüş, dolayısıyla devlet kendi milletini kendi elleriyle parçalamıştır.
Devamını oku “Oyu Baraja Takılan ‘Sözde Vatandaş’ / Kadir Cangızbay”
Son birkaç yıldır darbe tartışmaları ve Ergenekon davası, ardından üst üste gelen Kürt, Alevi ve Ermeni açılımları, “milli irade” kavramı ile ifade edilen çarpık iktidar anlayışı, entellektüel ortamda esen liberal rüzgar ve bütün bu olup bitenlerin ortasında solun durumu, “demokrasi” kavramının hem teorisi hem de ima ettiği pratiği hakkında bir kez daha düşünmemizi zorunlu kılıyor.
Devamını oku “Demokrasi ve Sol; Zor Sınav! / Merdan Yanardağ”
Ülkeye barış getirmek için yapılacak şey, münferit gruplara özel statüler ihdas edip cumhuriyetin hukuksal tekliğini daha da parçalamak değil, siyaset alanını eli silahlıların sızamayacağı, sızabilmek için silaha sarılmanın gerekmeyeceği şekilde halkın katılımına açmaktır.
Devamını oku “Askere Siyasetten El Çektirmenin Gerek Şartı / Kadir Cangızbay”
Şeyleri, toplumsal olguları ve süreçleri adlandırmak, tanımlamak, anlamak üzere kullandığımız kelimelerin de bir tarihi var. Doğuyorlar, varoluyorlar, eskiyip ölüyorlar. Zira şeyler, sosyal olgular ve süreçler, sürekli değişen dinamik bir süreç olarak varoluyorlar. Oysa, onları adlandırmak, anlamak, bilince çıkarmak üzere kullandığımız kelimeler zamanla eskiyor ve kullanmaya devam ettiğimiz kelimelerle gerçeklik arasında bir uyumsuzluk ortaya çıkıyor. Velhasıl ölü bilgilerle dışımızdaki gerçekliği düşündüğümüzü, anladığımızı sanıyoruz… Güneş varken ve güneş karşıdan geliyorken güneş gözlüğü takmak daha iyi bir görüş sağlar ama güneş battıktan sonra da gözlük takmaya devam ederseniz, gözlük sadece işe yaramaz hale gelmekle kalmaz görüşü daha da zorlaştırır. Zira güneş gözlüğü takmayı gerektiren durum değişmiştir. Benzer bir durum kelimeler ve kavramlar için de geçerli ve belirli bir eşik aşıldığında, kullanılan kelimeler, kavramlar artık karşı geldikleri gerçekliği ifade edemez duruma geliyor.
Devamını oku “Devrimi Yeniden Düşünmek / Fikret Başkaya”