“Bırindar bı bırina xwe zane”[2]
Görmemiş olamazsınız: bir boru reklamı. Eski hakemlerden biri bir fabrikada üretilen boruların “sıfır insan hatası” ile imal edildiğini söylüyor: “Sıfır insan hatası”… Çünkü hakemin arkasındaki üretim biriminde insan yok. Tam otomasyon, sıfır işçi, sıfır insan hatası… Kapitalizmin kendine ilişkin idealinde bir üretim faktörü olarak insanı/işçiyi gözden çıkardığını anlatan daha güzel bir “lapsus” olabilir mi? Bir küçük pürüz: bu yeni “üretim” tasarımının işinden ettiği işçileri ne yapacağız gerçekten? Hepsini 4-C’ye geçirip ellerine 7-8 ay boyunca 500-600 lira tutuşturup sonra kapıyı mı göstermeli? Yoksa şimdiden taşeronlaştırmalı mı tümünü birden?
Devamını oku “İşsizlik: Eskisi, Yenisi* / Sibel Özbudun”
Yıllar önce, Amerikalı bir senatör, ‘sosyalizmin’ geçirdiği tarihsel kazadan sonra Batılıların gözünde askeri açıdan ‘stratejik önemini’ kaybeden Türkiye için, “Türkiye, uluslararası ticarete çok uygun büyük bir market olabilir” demişti. Gerçekten de Türkiye, büyük bir markete dönüştürülüyor; Batılı değerleri benimsemiş Müslüman bir ülke olarak Avrasya, Ortadoğu ve Afrika’nın Kuzey ülkelerini ‘müşteri’ haline getirme avantajına sahip ‘mükemmel’ bir market !..
Devamını oku “Büyük Bir Market: Türkiye / Sadık Varer”
Biz “tam gün”, “kamu hastane birlikleri”, “taşeronlaştırılan sağlık hizmetleri” gibi konularla uğraşırken, sağlıkta dönüşüm, yeni bir hamlenin eşiğine gelmiş durumda. 2007 yılında Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan “Kamu-Özel Ortaklığı Daire Başkanlığı” (KÖODB), başlangıçta çok dikkatimizi çekmemişti. Ancak, zamanla yapmayı planladığı ihaleleri açıkladığında, işin boyutu netleşmeye başladı. Ve KÖODB ile birlikte, sağlıkta dönüşümün şimdi gerçekten yeni başlayacağını söylemek abartma olmaz.
Devamını oku “Sağlık Hizmetlerinde “Fabrika” Dönemine Geçiliyor / Ata Soyer”
İsrail’in Gazze’ ye yardım için giden Mavi Marmara gemisine saldırması ve dokuz Türkiye vatandaşını öldürmesi ülke gündeminin baş sırasına oturdu. Bu saldırının yarattığı tepki ve sokağa yansıyan protesto gösterilerinin dozu azalsa bile konu ulusal ve uluslararası çeşitli platformlarda tartışılmaya devam ediliyor. Bütün dikkatler Türkiye-İsrail ilişkilerine çevrilmişken tam da bu toz duman içinde AKP iktidarı tüm emekçileri ve toplumsal yaşamımızı derinden etkileyecek olan bir saldırı programını uygulamaya hazırlanıyor. AKP iktidarının “kamu yönetimi reformu” olarak adlandırdığı program yeniden gündeme alındı. 2003 yılından beri zaman zaman gündeme getirilen ve parça parça gerçekleştirilen bu program kuşkusuz emekçi halka ve topumsal yaşamımıza yönelik çok yönlü bir saldırı programıdır.
Devamını oku “AKP’nin “Kamu Yönetimi Reformu” Adlı Yeni Saldırı Programını Durdurabiliriz / İsmet Aktaş”
AKP dış politikada boyunun ölçüsünü alıyor. Hem artistlik hem işbirlikçilik bir yere kadarmış. Cümle âlem görüyor. Daha da görecek. Aslında AKP’nin büyük sırrıydı; Ortadoğu’da ABD emperyalizmiyle işbirliği yaparken ABD ve İsrail ile mesafeli, Ortadoğu halkları ile yakın bir imaj çizmek. Emperyalizme bağımlılık ve bölgesel işbirlikçilik gerçeğini “yükselen bölgesel güç” masalları ile maskelemek…
Devamını oku “Aktif Taşeronun Krizi / Ali Ergin Demirhan”
İsrail’in Mavi Marmara gemisine yaptığı baskının etkileri Türkiye’de tüm şiddetiyle sürüyor.Türkiye-İsrail ilişkilerinin nereye gideceği dünya medyasının gündeminde. Batı basını Erdoğan ve AKP’nin Türkiye’yi Batı’dan kopararak ülkeye eksen kaydırdığını iddia ederken Erdoğan iddialara sert çıkıyor. Diğer taraftan Kürt sorunu da ülkenin en önemli meselesi olmaya devam ediyor. Silahların yeniden konuşması, can kayıplarını yeniden arttırdı. Ancak medya sorunu tartışmak ve çözüme odaklanmak yerine milliyetçi histeriyi kışkırtmayı öne çıkaran bir yaklaşım sergiliyor. Bu da sorunu içinden çıkılmaz bir hale getiriyor. Türkiye’nin gündemini sosyalist aktivist, yazar, 68 kuşağının önde gelen gençlik lideri Ertuğrul Kürkçü ile konuştuk.
Devamını oku “Ertuğrul Kürkçü ile Röportaj: “Açılım PKK’yi Tasfiye Girişimiydi” / Erdal Er”
Başbakanın tahminlerinin hepsi gerçekleşiyor. Her zaman bütün dünyanın bize karşı olduğunu söylerdi, şimdi haklı. Başbakana şapka çıkarma vakti geliyor. Benjamin Netanyahu’nun tahminleri kesin ispatlandı ve kehanetleri gözlerimizin tam önünde gerçekleşiyor. Şimdi hükümetimize öngörü sahibi bir adamın, gelecekten haber veren bir devlet adamının önderlik ettiğini gururla ilan edebiliriz. Onun en büyük eleştiricileri dahi bunu inkâr edemez; gerçekler kendilerini anlatıyor.
Devamını oku “Netanyahu Haklı / Gideon Levy”
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, “terör örgütü propagandası” yaptıkları gerekçesiyle İrfan Aktan’ı bir yıl üç ay hapse, Express dergisini ise 16 bin TL para cezasına mahkum etti. Pek çok gazetecinin temel haklarını kısıtlayan, çoğunlukla bağımsız ve yerel yayınları hedef alan bu cezalar, aslında haber alma özgürlüğümüzü engellemek suretiyle bizlere veriliyor.
Devamını oku “TMK Mağduru Gazeteci / Ceren Sözeri*”
Marx, kapitalizmin işçi sağlığı konusundaki tutumunu, “Ölü emek (sermaye), canlı emeğin (üretici güç, işçi sınıfı) kanıyla beslenir” tümcesiyle tanımlıyor. Kapitalistler, işçi sınıfını sonu gelmez bir oburlukla sömürür. Çünkü kapitalistler için kâr her şeydir, işçiler ise değersizdir. Sömürü koşulları, işçi sınıfı mücadelesinin ivmesine göre artar ya da hafifler. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra, antisovyetizmin “kahraman” şövalyeleri, hep bir ağızdan kapitalizmin ebediliğinden, insanlığa getirdiği mutluluktan ve özgürlükten dem vurdular. Alın size mutluluk ve özgürlük! Madenlerde, tersanelerde, merdiven altı kot taşlama atölyelerinde üç kuruşa her türlü sosyal güvenceden mahrum bir şekilde mutlu mutlu çalışın! Madenlerde yerin yedi kat dibinde tanınmayacak halde cesediniz bulunsun, tersanede tonlarca ağırlıktaki blokların altında ezilerek ölün, merdiven altı atölyelerinde ciğeriniz tükenene kadar çalışın. Alın size özgürlük!
Devamını oku “Biz Başka Âlem İsteriz! / Zeynel Nihadioğlu*”
Futbolseverlerin dört gözle beklediği dünya kupası nihayet geldi çattı. Güney Afrika 2010, Türkiye saatiyle 17:00′deki Güney Afrika - Meksika maçıyla cuma günü başlıyor. Dört yılda bir düzenlenen dünyanın bu en görkemli futbol şölenine ilk kez bir Afrika ülkesi ev sahipliği yapıyor. Böylece Avrupa merkezli günümüz endüstriyel futbolunun odağı bir aylığına da olsa “Kara Kıta”ya kayacak. Her yıl binlercesi daha iyi bir geleceğin peşinde Avrupa’ya göç eden Afrikalı genç yetenekler açısından ironik ama hoş bir deneyim olsa gerek. Bu kez en parlak yıldızlarıyla birlikte futbol onların ayağına geliyor.
Devamını oku “Güney Afrika 2010: Kara Kıta, Altın Kupa / Kerem Morgül”